Güney Kültür ve Ekoloji’den Mevlüd Oruç, Türkiye’de eşit yurttaşlık, kimlik, inanç ve anadil özgürlüğü başta olmak üzere toplumsal ve siyasal yapıya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Oruç,“Sorun Odağı: Etnokratik Paradigma” baslığıyla yaptığı açıklamasında; “Müesses Nizam; Tekçi Resmi İdeoloji üzerinde kurulmuş ve bu ideolojiyi kurumları aracılığı ile yeniden üretmiştir. Farklılıklardan oluşan bütünlüğe uygulanmaya devam edilen etnik/dinsel demografik tahribat politikaları ve asli/asli olmayan ayrımı; 100 yıllık sorunların kaynağıdır.
Modern devlet mekanizması kullanılarak Pre Modern (Aydınlanma Öncesi) dönemin zihniyetini, kabileci toplumsal ve siyasi tahayyüllerini; modern ve post modern çağın kurumları içerisinde yaşatmaya devam ettirilme ısrarı sorunların kaynağıdır.
Tek Padişahtan Tek Adama; tek din, tek mezhep ve tüm halkın inancı hakim grubun inancıyla aynı olmalıdır; bu sınırlarda yaşayan herkes hakim grubun soyundandır; bütün ülke tek dilli değilse anadiller, yerel lehçeler öldürülür, ülke diller ve inançlar mezarlığına döner vb. plan ve uygulamalar; 100 yıllık sorunların kaynağıdır.
SOSYO-POLİTİK VE EKONOMİK YAPI
Yasal olarak sanki anadil ve inanç özgürlüğü ve eğitim imkanları ve hakları varmış gibi yapılır ama uygulamada yoktur. Biçimsel olarak Parlamento, Belediyeler, Partiler, Seçimler gibi modern kurumlar ve uygulamalar olabilir fakat; ötelenenler nüfuslarına ve oylarına göre hak ettikleri adil temsiliyeti bulamazlar. Etnokratik Rejimin (sahiplerinin, partilerinin, seçim sisteminin) takdiriyle göstermelik temsil edilir.
“Bozuk Yol Alevi Köyüne Gider”; susuz, okulsuz, öğretmensiz, sobasız, etnik, dinsel ve mezhepçi eğitim; doktorsuz, uzmansız, binasız ve ilaçsız, cihazsız sağlık hizmeti vb. yokların adresi Alevi yerleşimleridir.
Ordu, emniyet, önemli müdürlükler, bürokrasi, bakanlıklar, Cumhurbaşkanlığı vb. yürütmenin her biriminde yok sayılma ya da göstermelik atama ve vitrinlik istihdam hep Aleviler içindir. İşsizlik, sözlü sınavlarda elenme, atanamama, servet, sermaye, yatırım, finans, destekler, bütçe vb. her alanda “Etnokratik Ekonomi Politik” uygulamaları Alevilere uygulanır.
ÇATIŞMA ÜRETEN PARADİGMAYI DEĞİŞTİRMEK
“Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair (Çerçeve) Yasayla” devam eden; çatışmayı çözmek için örülecek çözüm sürecinin altyapısının “Çatışma Üreten Paradigmayı” değiştirme kapısını aralaması bağlamında değerlidir.
Sürecin sadece silahların bırakılması ve güvenlik sorunu olarak ele alınmasının bu dönüşümü yapamayacağının anlaşılmış olması ülkemizin ve bölgemizin gelecek dönemi açısından önemlidir.
Eşit yurttaşlık paradigmasına geçilebilmesi koşulları ve imkanlarını zorlamak demokrasi güçlerinin de önünde duran sorumluluktur.
Yeni Paradigmanın zemini şu veya bu teolojiyi merkeze almak veya teolojileri ortaklaştırma (İslam içi/dışı, Hz. Ali/-siz- ideolojik/ideolojik olmayan Alevilik) fetvaları (Altan Tan) ve farklı olanı (Arap Alevileri/Nusayrileri katletseler yeridir diyesi gelen) (Kemal Öztürk) gibilerinin ipi ile örülemeyeceği açıktır.
“Nefret suçu” işleyenleri ödüllendirir gibi ekranlarına/sayfalarına çıkarmaya devam eden dijital, görsel, TV, yazılı vb. medya kuruluşlarını izlememe ve okumama hakkımı kullanıyorum.
NE YAPMALI?
Egemenlerin dilindeki ve yaklaşımlarındaki olumlu değişim; yukarıdan aşağıya bir aydınlanma değil, aşağıdan yukarıya yükselen toplumsal dalganın yarattığı zorunluluktur.
Türk, Kürt, Arap, Alevilerin, Hristiyanların vb. ülkemizin tüm halklarının, dillerin ve inançların eşitliği ve özgürlüğü, emeği sömürülen işçilerin ve talana karşı toprağını koruyan çiftçilerin ve ekoloji savunucularının mücadele birikiminin, emeğinin neticesidir.
Türkiye ve halklar, haklar, özgürlükler, mücadeleler birbirinden yalıtılmış adacıklar değil, birbirine bağlı ve birbirini içerir.
Başörtülü ve başörtüsüz kadınların bir araya gelerek oluşturduğu, “Hep Birlikte Özgür Oluncaya Kadar Birbirimize Sahip Çıkıyoruz”, “Birimizin Tutsak Olduğu Yerde Hiçbirimiz Özgür Değiliz” mücadele perspektifi bütün Türkiyelilerin eşitlik ve özgürlük mücadelesinde rol modeldir.
Çağdaş Uygarlığın üstüne varma hedefi ve övünmelerimize rağmen zamanın ruhunu yakalamaktan uzak, çağdışı Etnokratik rejimler arasındayız.
“Kopenhag Kriterlerinin adını Ankara Kriterleri yapar, yolumuza devam ederiz” – R. Tayyip Erdoğan.
“Bir Alevi, bir Kürt Cumhurbaşkanı Yardımcısı” – MHP lideri Devlet Bahçeli.
Siyasi irade bu olumlu ve çoğulcu önerilerinin altını doğru doldurarak; ülkemizin “Çağdaş Uygarlığı” yakalamasına ve Doğu Akdeniz, Ortadoğu ve daha geniş bir satıhta; siyasi, kültürel, sanatsal, ekonomi vb. bütün alanlarda etkinliğini çok daha büyütecektir.
Şu an kullanılan ırk ve inanç ayrımcı dar perspektif ve konvansiyonel siyasal araçlarla büyüme, gelişme, ilerleme ve 1. lig olmaz.” ifadelerine yer verdi.
