6 Şubat depremlerinde en az 270 kişinin yaşamını yitirdiği Rönesans Rezidans davasının 11’inci duruşmasında aileler, sorumluların “olası kast” kapsamında cezalandırılmasını istedi. Mahkeme talebi reddederken duruşma 26 Ekim’e ertelendi. Duruşma arasında İstanbul ve Hatay barolarının katılımıyla basın açıklaması yapıldı.
Hatay’ın Antakya ilçesinde 6 Şubat depremlerinde yıkılan Rönesans Rezidans’a ilişkin davanın 11’inci duruşması Hatay 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. 3’ü tutuklu 6 sanığın yargılandığı duruşmayı depremde yakınlarını kaybeden aileler ve taraf avukatlarının yanı sıra İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ile Hatay Barosu Başkanı Hatay Tut da takip etti.
Duruşmada dosyaya giren 6’ncı bilirkişi raporu kapsamında tarafların beyanları alınırken, müşteki yakınları yıllardır sürdürdükleri adalet mücadelesini ve “olası kast” taleplerini mahkemeye taşıdı.
“BEN BU ÜLKEDE ÖLMEK İSTEMİYORUM”
Depremde evladını kaybeden bir müşteki, yaşadığı acının yalnızca Rönesans Rezidans’la sınırlı olmadığını belirterek Türkiye’de yaşanan farklı felaketlerdeki ihmallere dikkat çekti.
“Ev alıyoruz, evde ölüyoruz. Tatile gidiyoruz, yangında ölüyoruz. Çocuklarımızı okula gönderiyoruz, okulda ölüyorlar. Ben bu ülkede ölmek istemiyorum” diyen müşteki, geçmişte yaşanan deprem davalarını da hatırlatarak Rönesans Rezidans davasında verilecek kararın emsal oluşturmasını istedi.
“SADECE ÜÇ ÇOCUĞUMU DEĞİL, BENİ DE ÖLDÜRDÜLER”
Üç çocuğunu Rönesans Rezidans’ta kaybeden bir başka müşteki, çocuklarının fotoğraflarıyla mahkemede konuştu.
Müşteki, “Birilerinin para hırsı uğruna biz bunları yaşadık. Sadece üç çocuğumu değil, beni de öldürdüler. Onlar çocuklarına güzel gelecek sağlamak için bizim çocuklarımızın nefesini çaldılar” dedi.
Ablasının ve yeğeninin cenazesine ulaşamayan Cemile İncili de 3 yıl 7 aydır adalet mücadelesi verdiklerini belirtti.
“Nefes alamıyorum diyerek öldüler. Ablam, yeğenim... Seslerini unutamıyorum” diyen İncili, sorumluların “olası kast” kapsamında cezalandırılmasını isteyerek, “Benim hayata tutunma sebebim bu insanların ceza alması. Sorumlular ‘olası kast’tan ceza alsın ki biz de nefes almaya başlayalım biraz” ifadelerini kullandı.
İncili ayrıca Rönesans Rezidans’ın satışında yangın sistemi bulunduğunun söylendiğini, ancak yangın sırasında sistemin çalışmadığını savundu.
AVUKATLAR: SORUMLULUK ZİNCİRİ ARAŞTIRILMALI
Müşteki avukatlarından Seher Eriş, son bilirkişi raporunda da sanıklara kusur atfedildiğini belirterek binanın zemin etüdü, statik hesapları, kolon-kiriş bağlantıları ve yapı malzemeleriyle ilgili tespitlere dikkat çekti.
Eriş, binanın güvenlik katsayısının 7 yerine 6 olarak alınmasının önemli bir teknik sorun olduğunu savundu. Zemin etüdünü hazırlayan Ebru Deniz hakkında yeni bir suç duyurusunda bulunulmasını isteyen Eriş, müteahhidin eşi Dudu Coşkun’un da yargılanması talebini yineledi.
Avukat Cansu Albayrak da Mehmet Yaşar Coşkun’un mimar ve dönemin Mimarlar Odası Başkanı olduğunu belirterek, güvenlik katsayısının 6 olarak alınmasının hata değil, bilinçli bir tercih olduğunu savundu.
SANIKLAR SUÇLAMALARI REDDETTİ
Tutuklu sanık Bülent Seküçoğlu, uygulama denetçisi olmadığını belirterek suçlamaları reddetti. Seküçoğlu, “Ben ne şantiye şefi ne müteahhit ne de uygulama denetçisiyim, sadece proje denetçisiyim” diyerek tahliyesini istedi.
Tutuksuz sanık Ayhan Karan da bilirkişi raporundaki aleyhe tespitleri kabul etmedi. Karan, “Rönesans Rezidans’ın hiçbir belgesinde imzam dahi bulunmamaktadır. Beton kalitesi benim sorumluluk alanım değildir” dedi.
Tutuklu sanık müteahhit Mehmet Yaşar Coşkun ise suçlamaları kabul etmeyerek, “Kim suçluysa ortaya çıksın” dedi. Coşkun, sorumluluğun yalnızca müteahhit ve kontrol elemanına yüklenmesinin adil olmadığını savundu.
“Tek bir test aleyhime çıksın, 30 yıla razıyım” diyen Coşkun, “Sorunu sadece müteahhit, kontrol elemanına yüklemek de adil değildir. Sorun sistem sorunudur” ifadelerini kullandı.
DURUŞMA ARASINDA BAROLARDAN BASIN AÇIKLAMASI
Duruşmaya ara verilmesinin ardından İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, Hatay Barosu Başkanı Hatay Tut, İstanbul Barosu Afet Hukuku Koordinasyon Merkezi başkan ve üyeleri ile diğer avukatların katılımıyla basın açıklaması yapıldı.
Kaboğlu, Rönesans Rezidans davasının yalnızca sanıkların bireysel sorumluluğunun tartışıldığı bir dosya olarak ele alınmaması gerektiğini belirterek, yapılaşma sürecindeki kamu ve özel sektör sorumluluklarının bütün yönleriyle araştırılması gerektiğini söyledi.
Kaboğlu, “Burada aslında sorumluluk zincirlemedir: hem devlet organlarının hem özel sektörün, özellikle yapı sektörünün” dedi.
Sanıkların savunmalarına da değinen Kaboğlu, yapı sektörü ve yapı denetimine ilişkin sorumlulukların yok sayıldığı izlenimi oluştuğunu savunarak, “Görmedim, duymadım, konuşmadım dercesine, üç maymunu oynarcasına bir savunmalar zincirine tanık olduk” ifadelerini kullandı.
Kaboğlu, buna karşın yargılama sürecinin adil yargılanma hakkı temelinde yürütülmesi gerektiğini ve sanıkların da masumiyet karinesinden yararlandığını vurguladı.
“BU DAVA TARİHSELDİR”
Basın açıklamasında Rönesans Rezidans davasının gelecekte yaşanabilecek benzer felaketlerin önlenmesi açısından taşıdığı öneme de dikkat çekildi.
Hatay’ın 1996 yılında birinci derece deprem bölgesi ilan edildiğini, Rönesans Rezidans’ın ise 2010 yılında inşa edilmeye başlandığını hatırlatan Kaboğlu, deprem gerçeğinin bilinmesine rağmen yapılaşma ve denetim süreçlerinde yaşanan sorunların bütün yönleriyle ortaya çıkarılması gerektiğini belirtti.
“Kayıpları geri getiremeyiz ama bundan böyle bu denli büyük acıların yaşanmaması için bu dava tarihseldir” diyen Kaboğlu, davanın yalnızca geçmişte yaşananların hesabının sorulması açısından değil, gelecekteki yaşam hakkının korunması bakımından da önem taşıdığını söyledi.
“KUŞAKLAR ARASI BİR HAKKANİYET TESTİ”
Kaboğlu, Rönesans Rezidans davasını gelecek kuşakların yaşam hakkı açısından da değerlendirdi.
“Bu, kuşaklar arası bir hakkaniyet testidir. Bu davada çıkacak olan sonuçla, gelecek kuşakların haklarını, daha doğrusu gelecek kuşakların yaşam hakkını güvence altına alıp alamayacağımız yönünde bir sınav karşısındayız” diyen Kaboğlu, İstanbul Barosu’nun Hatay ve diğer barolarla birlikte davayı takip etmeyi sürdüreceğini ifade etti.
DURUŞMA SALONUNA TEPKİ
Kaboğlu, kamuoyunun yakından takip ettiği davanın fiziki koşulları yetersiz bir salonda görülmesine de tepki gösterdi.
“Bu kadar önemli, bu kadar büyük ve yaşamsal bir davanın bir bodrum katında, bir ağır ceza salonunda, bu kadar havasız bir yerde görülmesinin adil yargılanma hakkıyla da bağdaşmayan bir durum olduğunu belirtmek isterim” diyen Kaboğlu, yargılama koşullarının da adil yargılanma hakkının gereklerine uygun olması gerektiğini söyledi.
“OLASI KAST” TALEBİ REDDEDİLDİ
Mahkeme heyeti, müşteki avukatlarının sanıklardan “olası kast” kapsamında ek savunma alınması talebini reddetti. Heyet, 3 sanığın tutukluluk halinin devamına ve yeni bilirkişi raporu alınıp alınmayacağının değerlendirilmesine karar verdi.
Rönesans Rezidans davasının bir sonraki duruşması 26 Ekim’de görülecek.
