Samandağ Belediyesi Değişim İttifakında Ayrılık Samandağ Belediyesi Değişim İttifakında Ayrılık

Hatay/Samandağ'da 1995'te evlerinde uğradıkları silahlı saldırı sonucu yaşamlarını yitiren DEP İlçe başkanı ve Samandağ Halkevi kurucusu Mehmet Latifeci ve Babası Yahya Latifeci ölümlerinin 30. yılında mezarları başında anıldı.
Sutaşı Mahallesi Asri Mezarlığındaki anmaya, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, siyasi parti ve sivil toplum örgüt temsilcileri katıldı. Mezarlık girişinde bir araya gelen kitle, "Mehmet Latifeci kavgamızda yaşıyor" pankartını taşıyarak, "Mehmet Latifeci ölümsüzdür" ve "Yaşasın halkların kardeşliği" sloganlarıyla yürüdü.
Saygı duruşunun ardından anmada konuşan Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Mert Arslan Yürek, Mart ayında yaşamını yitirenleri andı. Yürek, "Arap, Kürt ve Türk halklarının kardeşliği temelinde birleştirici bir güç olan Latifeci yoldaş, halkların mücadelesinde yaşıyor" dedi. 
“KARA KIŞA TESLİM OLMAYACAĞIZ; LATİFECİLERDEN ALDIĞIMIZ FEYZLE UMUDUN ADI OLACAĞIZ”
SODAP Temsilcisi Doğanay Karasu, devrimci mücadelenin bir simgesi haline gelmiş, halkların özgürlüğü ve eşitliği için fedakârca mücadele etmiş Mehmet Latifeci yoldaşı anmak için toplandıklarını belirterek “30 Mart 1995'te, egemen güçlerin korkularından dolayı katledilen bu yiğit önderin mücadelesi, bugün hâlâ mücadelemize ışık tutuyor. Mehmet Latifeci, Arap Alevi halkının kimlik ve inancını savunmuş, halkların kardeşliğini hayata geçirmek için yıllarını vermiş bir devrimcidir. Hatay Samandağ'da doğan Latifeci yoldaş, Burdur Eğitim Fakültesi'nde devrimci mücadeleye adım atmadan önce Kıvılcımlı geleneğiyle tanışmış, direnişçi kimliğiyle üniversiteyi terk etmek zorunda kalmıştır. Ancak o, hiçbir zaman geri adım atmamış, mücadelesini Samandağ'a taşımış ve halkının, tüm ezilenlerin sesi olmuştur. Arap, Kürt ve Türk halklarının kardeşliği temelinde birleştirici bir güç olan Latifeci yoldaş, halkların birlikte mücadelesini savunmuştur. Samandağ Halkevi'ni kurmuş, “Güney Uyanış” gazetesini çıkarmış, sınıf mücadelesinde işçilerin ve emekçilerin yanında durmuş, balıkçılardan tarım işçilerine kadar her kesimin hak mücadelesini büyütmüştür. Onun mücadelesi, halkların kardeşliğini inşa etme mücadelesiydi! 1990'lı yıllarda katliamların ve köy yakmaların yaşandığı karanlık yıllarda Mehmet Latifeci, bu kirli savaşın Arap Alevi halkının savaşı olmadığını yüksek sesle haykırmış, halkları birbirine düşürmek isteyen egemenlere karşı halkların kardeşliğini savunmuştur. Bunun bedelini de ödedi! 30 Mart 1995'te, Samandağ'da, evinin önünde babası Yahya Latifeci'yle birlikte katledildi. Ama bilsinler ki, onun mücadelesi ve fikirleri ölüme yenik düşmedi, düşmeyecek! Yoldaşlar, Mart ayı, devrimci mücadelenin ayıdır! 12 Mart darbesiyle halklarımıza kan ve gözyaşı getirilmek istenmiş; Gazi Katliamı, Beyazıt Katliamı, Kızıldere, Halepçe, Lice ve daha niceleri bu ayda yaşanmıştır. Mehmet Latifeci yoldaşın katledildiği 30 Mart da bu tarihsel mücadelenin bir parçasıdır. Onun mücadelesi, özgürlük, eşitlik ve halkların kardeşliği mücadelesidir. Gezi Direnişi'nde, Armutlu Barikatları'nda, 6 Şubat sonrası toplumsal dayanışmada ve bugün saray rejiminin faşizmi kurumsallaştırma sürecinde yürüttüğümüz direnişte, Latifeci yoldaşın ruhunu, onun başlattığı mücadelenin izlerini görebiliriz! Bu mücadele, halkların direnişi ve özgürlük arayışıdır. Devrimciler bedensel olarak öldürülebilir; ama onların fikirleri, idealleri, mücadeleleri hiçbir zaman yok edilemez. Mehmet Latifeci yoldaş da bunun en güzel örneğidir. O, bize yalnızca halkların kardeşliğini, eşitliğini ve özgürlüğünü değil, aynı zamanda mücadele ruhunu da miras bırakmıştır.
Evet, onun mücadelesini, verdiği savaşı yaşatacağız! Arapça kültür-sanat faaliyetlerini geliştirecek, halkın yaşama hakkını savunacak ve asimilasyona karşı başlattığı mücadelesini sürdüreceğiz. Kara kışa teslim olmayacağız; Latifecilerden aldığımız feyzle umudun adı olacağız. Tıpkı Kızılderede on'lar gibi, tıpkı Latifeci yoldaş gibi dik duracağız. Öğrencilere yönelik operasyonlar, gözaltı ve tutuklama politikalarına teslim olmayacağız. Sarayın çöküşü, halkın zaferi yakındır. Faşizmi yeneceğiz! Onurlu barış, yaşanacak ücret, direnişle ve mücadeleyle kazanılacak!
Mehmet Latifeci yoldaş, yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor! Yaşasın halkların kardeşliği! Yaşasın devrimci mücadele!” ifadelerini kullandı. Mehmet Latifeci, Arap Alevi halkının kimlik ve inancını savunmuş, halkların kardeşliğini hayata geçirmek için yıllarını vermiş bir devrimcidir" diyen verdiği mücadelenin takipçisi olduklarını söyledi.
ORUÇ: 1995 TEN BU YANA SAFLAR DEĞİŞMEDİ  
Akdeniz Kültür ve Dayanışma Derneği adına konuşan Mevlüt Oruç da, Latifeci'nin özgürlük, eşitlik ve demokrasi mücadelesinin bir neferi olduğunu vurgulayarak “Tüm Türkiye'de ve Antakya ve Samandağ'da 1980 faşist darbesinin ardından gelen kasvetli iklimin yarılmasını sağlayan buz kıran önderlerdendir. Arap Alevi halkının eşitlik mücadelesi Türkiye demokrasi hareketinin bir parçasıdır. Türkiye demokrasi mücadelesi bizim yani latifecilerin mücadelesidir. Mehmet Latifeci parçası olduğumuz Türkiye özgürlük, eşitlik ve demokrasi mücadele hareketinin bir neferidir.  Türkiye özgürlük ve demokrasi bayrak yarışının 80 sonrası etabını en hızlı koşan Arap-Alevi halkının devrim ve sosyalizm şehididir.   Kendi memleketi Samandağ da 1980 öncesi devrim, demokrasi ve sosyalizm mücadelesi bayrağını Cuma Oruç ve Cuma Halbutoğulları'ndan bugüne taşınmasında büyük emeği geçmiştir.  Yerelden ülkeye ve evrensele dünya halklarının ve ezilenlerin eşitlik, özgürlük mücadelesinde Latifeciler ve Latifecilerin yoldaşları vardır.
Biz hepimiz Latifecileriz.  Latifeciler; İstanbul, Ankara, Antakya, Defne, Samandağ Hakkâri'den Edirne'ye süren demokrasi emek ve özgürlük mücadelesinin parçasıyız.  Komşu ülke Suriye'de Şam'da iktidarı ele geçiren HTŞ nin emri ile Alevi Katliamları devam ediyor.  Başta ülkemiz olmak üzere HTŞ yi destekleyen veya desteklemeyen bütün güçlerden başta Aleviler, Hristiyan ve bütün azınlıkların korunmaya alınmasını talep ediyoruz.  Latifeciler olarak Suriye de yaşanan katliamlara karşı da mücadele ediyoruz. HTŞ'nin ve HTŞ ye bağlı gruplar Suleyman Şah tuğayı ve diğer grupların Ülkemizdeki karanlık ilişkilerle bağlantısı bilinmektedir. Ülkemizin Suriye de Alevilere, Hiristyanlara ve diğer ezınlıklara karşı girişilen mezalime dur demesini telep ediyoruz.  Ülkemizden komşu ülkelere katliam ihracı kanallarını kapatalım. Barış ve huzur ihracı kanallarını sonuna kadar açalım.
Depremi fırsata çeviren rejimin sermaye holdingleri Rezerv, Kamulaştırmalı veya kamulaştırmasız el koyma vb uygulamalarla Vatandaşın malına el konuluyor. Latifeciler sermayenin gasplarına karşı mücadele ediyor. 1995 ten bu yana Saflar değişmedi. 
1990 larda bin operasyoncu rejimin legal ve illegal silahlı güçlerinin, Latifecilerin katillerinin, siyasetçi ve mafya işbirliği ile yaptıkları latifeciler katliamı vb faaliyetler devam ediyor.  Vatandaşın geçim ve yaşam alanlarında olan Atatürk mahallesinde  Beton Santrali sahiplerinin, letifeci katillerinin ve rejimin legal ve illegal silehlı güçleri ve bazı yerel makam sahipleri 95 te yaşatıklarını tekrar yaşatma çabası içindeler.  Kirletici sermaye ve kirletici sermayenin zımmı, gizli ve açık yerel destekçilerini uyarıyoruz.  Bazı sol siyasi parti ve gruplar ve makamları bu konuda uyarıyoruz.” İfadelerine yer verdi.
HATİMOĞULLARI: ORTAK MÜCADELEYİ BÜYÜTMEYE MECBURUZ
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay  Hatimoğulları, 30 Mart'ın aynı zamanda Mahir Çayan ve arkadaşlarının katledilişinin yıldönümü olduğunu ifade ederek iktidar ve egemenler tarafından Mart'ın kanlı bir aya dönüştürüldüğünü söyledi. Hatimoğulları “Ben Latifeciler şahsında Mart ayında yitirdiğimiz bütün şehitlerimizi, özgürlük ve demokrasi mücadelesinin, yurtsever mücadelenin şehitlerini burada sizlerin huzurunda saygıyla, minnetle, umutla, dirençle anıyorum. Mehmet Latifeci bu toprakların yetiştirdiği önemli siyasi figürlerden, önemli devrimcilerden birisidir. Mehmet Latifeci 1930lu yıllarda halklar sorununu gündeme getirmiş olan doktor Kıvılcımlı'nın bir öğrencisi olarak Kürt sorununu erken dönemde bilince çıkarmış olan insanlardan biridir ve o böyle bir siyasi yapıya mensuptu. 
Türkiye'de halkların eşit ve demokratik bir biçimde bu coğrafyada yaşamasını savunmanın yanı sıra bunun ancak işçi sınıfının mücadelesi ile bir ve beraber olarak, sosyalizmin inşasıyla bir ve beraber olarak gerçekleşebileceğini, bunun bir demokratik mücadeleden geçtiğinin öğretisini iyi bilen ve bizlere iyi bir şekilde öğreten bir yoldaşımızdır. 
Mehmet Latifeci yine mensubu olduğu siyasi yapıyla birlikte DEP ilçe başkanlığı yaparak, DEP'te önemli görevler üstlenerek Kürt özgürlük hareketiyle Türkiye halklarının tarihsel ittifakı bağlamında çok önemli olacağını bildiriyor. Aynı zamanda Kürt özgürlük hareketiyle Türkiye'deki sol sosyalist yapıların tarihsel ittifakının köklerinin gelişmesine büyük katkılar vermiştir. İşte Mehmet Latifeci'nin katledilme sebebi budur. Mehmet Latifeci bu topraklarda yaşayan Mersin'den Lazkiye'ye, Lübnan'a kadar yaşayan bütün Arap Alevilerin kimlik mücadelesi konusunda yoğun emek vermiş, bu bilinci bizlere aşılamış olan bir devrimcidir. Asimilasyon politikalarına karşı kültürel değerlerimizi, geleneklerimizi korumak maksadıyla yürütülmesi ve korunması gerektiğini en iyi bilen devrimcilerden birisiydi. 
Mehmet Latifeci Susurluk uzantısı çete tarafından katledildi bu topraklarda. Yerli tetikçiler kullanılarak katledildi. Çünkü halka doğru öncülük yapıyorlardı. Çünkü halkı doğru bir yerden bilinçlendiriyorlardı. Ve buna ket vurmak, bunu kesintiye uğratmak için Mehmet Latifeci ve babası Yahya Latifeci, Latifeciler ve Mahir Çayanlar ve burada şu an ismini zikredemediğim devrimciler bu sebeple katledildi. Bizler onların anısı önünde saygıyla eğiliyoruz. Ve onların bıraktığı bayrağı o bayrak zafere ulaşana dek taşıyacağımızın sözünü veriyoruz. Onlara sözümüz olsun ki bunun mücadelesini bizler yürütmeye devam edeceğiz. Latifecilere ve Mahir Çayanlara, Deniz Gezmişlere ve yol arkadaşlarına, katledilen Alevi canlarımıza, Suriye'de Lazkiye'de hala katledilmekte olan Alevi canlarına sahip çıkmak, Latifecilere sahip çıkmak demektir. İşçilerin, emekçilerin, yoksulların, yoksulluk mücadelesine, ekmek ve emek mücadelesine sahip çıkmak, Latifecilere sahip çıkmak demektir. Mahir Çayanlara, Deniz Gezmişlere, İbrahim Kaypakkayalara, Doktor Hikmet Kımılcımlılara sahip çıkmak demektir. Ve bu yolun yolcuları olarak bizim bugün yürüttüğümüz mücadele tam da bunun içindir. Türkiye'de Kürtlerin, Alevilerin eşit yurttaşlık hakkı temelinde haklarını kazanmaları içindir. İşçilerin, emekçilerin karnı doysun diye, adil bir gelir dağılımı olsun diye bu topraklarda bizler bu mücadeleyi yürütmekteyiz. Lazkiye'de, Banyas'ta, Hama'da, Humus'ta, Alevi canlarımız katledilmesin diye, Sivas'ta, Çorum'da, Gazi'de katledildikleri gibi yeniden yeniden katledilmesinler diye bunun mücadelesini yürütmekteyiz. 
Bugün de üniversite öğrencileri boykot eylemlerinde. Alanlar, meydanlar, mitingler, Newroz alanları, Maltepe mitingleri doldu taştı. Milyonlarca insan alanlarda meydanlarda neyi haykırdı? Adalet talebini haykırdı. Neyi haykırdı? Barış talebini haykırdı. Bu toprakta barışın tesis edilmesini haykırdı. 
Gençler neyi haykırdı? Ekrem İmamoğlu'na yapılan operasyonlarla Türkiye'deki demokrasi mücadelesine diz çöktürülemeyeceğini haykırdı. Antidemokratik uygulamalara karşı, faşizan uygulamalara karşı Türkiye Türküyle, Kürtüyle, Lazıyla, Arabıyla, Çerkesiyle, doğusuyla, batısıyla, kuzeyiyle, güneyiyle, öğrencileriyle, gençleriyle, kadınlarıyla alanları, meydanları doldurdu Mart ayı boyunca. Newrozlar tıklım tıklımdı, milyonlar katıldı. Ve kentimiz dahil olmak üzere Hatay'da, Samandağ'da Türkiye'nin dört bir yanında herkes ayakta. İktidar ve rejim şunu bilmeli ve anlamak ki halkın bu talepleri haklı taleplerdir. Halkın bu talepleri demokratikleşme talebidir. Halkın bu talepleri yaşam hakkı, eşitlik ve barış talebidir. Buna kulak vermeyen herkes kaybetmeye mahkumdur. Bunu herkes böyle bilmeli, böyle kazımalı yönetim anlayışına. Ve buradan değerli yoldaşımızın ve babasının mezarı başında bir kez daha yineliyoruz. 
Türkiye'deki bütün halklar, bütün işçiler, emekçiler, bizler Türkiye'de en geniş yelpazedeki demokratik mücadeleyi bir olarak ve beraber olarak yürütebilirsek bizler halkımızın bu direnişini pekala zaferle taçlandırabiliriz. 
Bu nedenle Türkiye'deki bütün sol, sosyalist ve devrimci güçler Türkiye'de adaletten, barıştan yana olan her kesimin bu cepheyi daha kalıcı, ileriye taşıyan bir zeminde mücadeleye çağırıyoruz. Ve bir kez daha devrim ve demokrasi mücadelesinde yaşamını kaybeden bütün yoldaşlarımızı, sosyalistleri, devrimcileri, yurtseverleri, demokratları burada bir kez daha huzurunuzda anıyorum, ruhları şad olsun.” ifadelerine yer verdi.
Konuşmaların ardından mezara karanfiller bırakıldı.
 Foto-Haber: Neslihan Sağaltıcı
 

Editör: Nezahat Fırıncıoğulları